Partilerin yapılarındaki eksikliği isimleriyle tamamlaması


Partilerin yaptırımlarıyla isimleri arasındaki tezatlık olarak da açıklayabiliriz bu durumu. Örnek vermek gerekirse;

Akp-Ak parti(Adalet ve Kalkınma Partisi)



Adı 9 senede türlü yolsuzluklara karışmış, Cumhuriyet tarihinde belirli dönemler haricinde içeride yıllar geçirdiği halde suçunu bilmeyen kişilerin sayısının bu denli artmadığı, medyayı uysal bir koyun haline getirme politikalarına yön verme eğiliminin bu zamana kadar bu kadar fazla görülmediği bir dönemi yaşatmıştır. Kalkınmaya gelirsek Türkiye’nin 2002 krizinden sonra belirli bir çıkış yakaladığı gerçek olsa da bu çıkışın godoman kesimin elinde toplandığı ve gelir farkını daha da artırdığı şeffaf ekonomik bildirgelerde görülen bir durumdur. Tabi hala kalmışsa.

Chp(Cumhuriyet Halk Partisi)

Ne gariptir ki Chp’de içinde halk geçmesine rağmen yıllardır elitist bir tabakanın neredeyse blok oyunu aldığı ve varoşlardaki halk tabakasından yüzde 10-20 civarında bir oy oranı olduğunu göz önüne alırsak burada da vurgu yapılanın tersi bir durum olduğu görülebilir. Tabi son zamanda kılıçdaroğlu faktörü bu anlayışı kırma çabasında, görmek gerek.

Mhp(Milliyetçi Hareket Partisi)

Mhp her ne kadar milliyetçi tabanın oy oranına çoğul sahip olsa da, aslında bu tabandaki aşırı milliyetçilerin gazını aldığı da görülebilir. Son zamanlarda Devlet Bahçeli’nin ülkü ocaklarını sokaklardan uzaklaştırması, aşırı kutuplaştırıcı söylemden uzaklaşması zararsız bir güruh yaratma çabasını içeriyor gibi görünmektedir.

Bdp(Barış ve Demokrasi Partisi)

“Barış” ile başladığımızda zaten gerisini getirmeye gerek yoktur. Bu kadar basit anlatımın amacı sokakta düşünen halkın aklından geçenleri bir dökümüdür ya da tuvaletteyken böyle düşünüyor insan. Yoksa bu argümana “Barış sadece düşmanla yapılır, dostlarında zaten buna ihtiyaç duymazsın.” düşünceleri de vakıf olabilir. Kısaca gerçekten amacı bir şeyleri çözmek, gerekli anayasal düzenlemeleri yapıp doğal olarak halkının haklarını güvence altına almak olsa da izlediği kutuplaşmacı yol yüzünden hiç de adına uymuyor maalesef.

Bu durumda partilerin kuruluş zamanlarındaki dışa kapalı ve kutuplaşmacı anlayışın, son zamanlar da ne kadar yine bu tarz bir hava yaratılmaya çalışılsa da artık küreselleşmenin yaşandığı, eski tek taraflı tözlerin çürüdüğü bir ortamda ortak bir paydada hareket etmek olmasının sonucu olarak ele alınabilir, ya da ben sıçıyorum. Bir nevi particilik oynamak gibi olsa gerek. Gerçi Türkiye’de artık sadece tek bir partinin “demokrasicilik” oynadığı düşünüldüğünde tüm tezler çürüyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.