Ortadoğu’da savaşa çekilen bir Türkiye


İnsanları boş yere ölen, üstüne bombalar atıldıkça korku filmlerinin gerçek hayattaki karşılıklarını bulan bir yerde yaşamak zorunda olan, insanların piyon olarak kullanıldığı, en önemli hak olan yaşama hakları elinden alındığında bile hala üzerinden siyaset yapılabilen bir Türkiye burası.  Filler ve Çimen filmini tekrar tekrar izleyesi geliyor insanın. 23 Haziran’da şöyle bir şey yazmışız;


Ortada kendi sorunlarını çözemeyen bir Türkiye varken, türlü kışkırtmalarla, halkı galeyana getirmeye çalışarak çıkartılma çalışılıyor bu savaş. Ama halk bu sefer sanki yemedi. “Bizim uçağımızın Suriye sınırları içinde ne işi vardı?” sesleri dört bir yandan yankılanıyor. Kısacası müttefiklerimizin bu planı da tutmayacak gibi, türkiye halkı aptal değil.

Hayatı Cod, Counter strike, Age of empires gibi oyunlarla geçmiş bir tane düşman askeri görse altını ıslata ıslata kaçacak olan ergen ve hayatında hiçbir başarısı, üretimi olmayan ve savaş halinde nasıl olacaksa kendini kanıtlayacağını düşünen kişileri tenzih ediyorum. Onlar yatacak yerleri olmayan savaş çığırtkanları. Ne kadar akli dengesinden şüphelendiğim insan varsa onların da savaş çığırtkanı olması çok ilginç. Çünkü savaş ne bir oyun ne de kazananı olan bir durum. 

Savaş senin ekmeğini, ununu, tuzunu çok daha pahalıya ve belki de zaten çıkacak olan krize bir bahane yaratmaya yarayacak unsurdan başka hiçbir şey değil. Savaş turizmini, saygınlığını, demokrasini elde ettiğin ve edeceğin tüm hakları kaybettirecek yegane unsurdur. Bu yüzden çığırtkanlık yapmadan önce, uçağın düşürülmesi gibi milisaniye de olsa düşünmekte fayda var. Aynı zamanda herkesin savaş teorisyeni kesilip, kimsenin düşen uçaktaki 2 pilotu sormaması bizi insanlığımızı sorgulamaya itiyor.

http://www.cagrikacmaz.com/suriye-ile-yaratilmak-istenen-savas.html

Bugün  Akçakale’de 5 kişi Suriye’den gelen bir bombayla yaşamını kaybetti. 4 çocuk ve bir anne. Savaşın, rantın, petrolün o iştah açan haşmetinden haberi olmayan, gününü kurtarmak için yaşam savaşı veren ve olası bir savaş başlangıcında kullanılmak üzere piyon olarak feda edilmiş bir aile hayata haince ve kendi savaşları bile olmadığı halde öldü bugün. Beşir Atalay “Türkiye’yi savaşa çekmeye çalışıyorlar, bu oyunlara gelmeyeceğiz. Biz uluslararası toplumla beraber hareket ediyoruz.” diyerek doğru olanı yaptı. Lakin, bu zamana kadar seninle alakası olmayan bir savaşa resmen gönüllü ortak olarak Suriyeli yaklaşık 100 bin mülteci ile, Özgür Suriye Ordusu’nun karargahı haline getirilen bu topraklara bu savaşın hiç uğrayamayacağı mı düşünüldü hakikaten? Aylardır aksiyon filmi olarak izlediğimiz 100 kilometre ötemizdeki bir iç savaşın bize resmen “Sen de gel” diye atılan bir bombayla vuku bulmayacağı mı düşünüldü açık açık desteklerken bu topraklarda? Daha kendi içimizde sorunları çözemezken, bir iç savaş da içimizde yaşanırken, beraber yaşamayı öğrenememişken ne akla hizmet başka topraklara barış götürme çabasına girip, bu topraklarda yaşayan bir insanların birer mal gibi ölümlerini izleyerek nereye gelineceğini sanılıyordu, sanılıyor acaba? 

Bu insanlar bu korkuyu yaşamak için neyi hak etti?Türkiye’nin şu an ilk fırsatta yapması gereken Özgür Suriye Ordusu’ndan ülkeyi terk etmesini istemesi ve bu savaşta gerçek bir tarafsızlığa bürünmesidir. Yoksa bu hiç yere akan kanların vicdani sızısı bütün Türkiye’yi yıllarca kalkamayacağı bir vicdan azabına sürükler. Tabi hala yüreklerde biraz vicdan kalırsa…

Bunlar da ilginizi çekebilir

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.