Mutluluk


Mutluluk… Ne kadar soyut bir kavram, bizim tecrübe ederken somutlaştırdığımız. Klişe bir sorudur ama soralım. Mutluluk nedir? Dianne Dengel’in Mutluluğun Resmi midir? Görecelidir. Kimine göre sevdiğine kavuşmaktır uzun bir ayrılıktan sonra, kimine göre gözyaşıdır, kimine göre özgürlük, kimine göre uzun mesai saatlerinin ardından değiştirilen araba ve Meryem’e göre “temiz” kalabilmektir. 



Başrollerini Özgü Namal, Murat Han ve Talat Bulut’un paylaştığı; Abdullah Oğuz’un yönettiği Mutluluk adlı film, Van’da törelerine sıkı sıkıya bağlı bir köyde başlar. Ağanın yeğeni Meryem tecavüze uğramıştır, kirlenmiştir. Köylünün ağzı olaysız günlerin acısını çıkarırcasına susmaz, başlar konuşmaya. Akıllarda aynı soru: “Ne zaman temizlenecek bu iş?” Jandarmaların dolaştığı zamanlardır, bu işi halletmek için Ağa’nın oğlu Cemal’in askerden gelmesi beklenir. Cemal, Meryem’i İstanbul’a götürecek, yolda ailenin şerefini aklayacaktır. Bu sırada Profesör İrfan Kurudal da yeni bir hayata, özgürlüğe yelken açmıştır. Üç bambaşka hayat tesadüf eseri kesişir. Umuda, umutsuzluğa, boyun eğişe, ezberlerle yola çıkan 3 hayat denizin sonsuzluğunda kendilerine de tanımaya çıkacaktır.

Mutluluk Türkiye’de kadına haram edilmiştir. Keyifle arkadaşlarıyla gezebilmek, içebilmek, eğlenebilmek, sekste orgazm bile olmak ayıp, hasır altından da günahtır. Doğuda üstüne töre de eklenildiğinde kendini asmalar, kaçarken vurulmalar ve daha nicesi yaşanır. Batıda ise aileden gizli bastırılmış duyguların çıkışı sebebiyle en güzel anlarda ailenin yanında olmaması, yalnızlaşmaktır cezası kendin gibi yaşamanın. Zamanında Zülfü Livaneli’nin aynı isimli kitabından uyarlanan bu film Türkiye’de en çok konuşulan ama en az işlenen bir yaraya her zaman parmak basacaktır maalesef. Yaranın kapanması çok zaman alacak gibi çünkü bir erkek olarak bu konudan yakınırken bazı kadınların kadınlığı taşlamak için sıraya girdiğini gördükçe insan umutsuzlaşıyor. Ama Çetin Altan’ın da dediği gibi enseyi karartmamak lazım.

Mutluluk; törenin kadın için, sağlıklı bir toplum için, gelecek için ne kadar iğrenç bir ayak bağı olduğunu gözünüze sokmayan, izleyiciyi aptal yerine koyup filmin mesajını başrolün ağzına tutuşturmayan bir film bir nebze. Bunu hissetmenin ve ön yargıları kırmanın edilgen mesajlarla olacağının bilincinde bir olay akışı işlenmiş. Yani bunun haksız bir uygulama olduğunu anladığınızda bütün karakterleri benimsediğinizi farkediyorsunuz aslında. Dramatik sahnelerinin fazla olmasına hakkı varken; az, yerinde ve canınızı acıtan gerçeklere sahne teslim edilmiş. “Kadının birinci vazifesi namusunu korumaksa, bunca namussuz niye?” diye bir soruyla baş başa bırakır sizi sonunda. Zülfü Livaneli’nin Mutluluk adlı kitabından esinlenmiş olan film yalnızca töre temasını değil, Türkiye’de her şeyin başı ve sonu; hayatta aşkın, kavganın, uğruna ölümün, zulümün, ezilmenin kısacası bu kültür mozağinde her anlama entegre olsa da az işlenen ve toplumdaki rolü hakkında az konuşulan kadını da başlı başına ele alır. Özgü Namal’ın güzel oyunculuklarından birini sergilediği, muazzam manzaralara ve müziğe sahip filmi izlemenizi şiddetle öneririm. Özgürlüğün sadece paslanan yasalarda, kadının sadece erkeğin malı olarak anılmadığı bir ülke dileğiyle…

IMDB Puanı 7.6/10

Yapım: 2007 – Türkiye,

Tür: Dram, Psikolojik,

Süre: 105 dakika

Yönetmen: Abdullah Oğuz,

Oyuncular: Özgü Namal, Talat Bulut, Murat Han, Lale Mensur Meral Çetinkaya, Çiğdem Batur, Bulut Aras, Emin Gürsoy, İrem Altuğ, Mustafa Avkıran,

Şebnem Köstem, Özbek Yıldız, Fatih Dönmez, Erol Babaoğlu, Ruhsar Öcal, Idil Yener, Emel Göksu, Sabriye Kara, Tamer Levent, Leyla Başak,

Müzisyen : Zülfü Livaneli,

Senaryo: Abdullah Oğuz, Elif Ayan, Kubilay Tunçer,

Senaryo(Kitap): Zülfü Livaneli,

Daha fazla yerli film için sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.


Bunlar da ilginizi çekebilir

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.