Kürtaj karşıtlığının Türkiye’deki neomuhafazakar yönü


Türkiye’de Akp ile geçen son 10 yılda yaşanılanları göz önüne aldığımızda, yeni bir muhafazakar tanımı yapma gereği hissediyoruz. Çünkü geçmişteki mill görüş’ün sert üslup ve sosyal hayata etken düzenlemelerinden sonra artık dolaylı yoldan ve gündem içine kaynaştırılarak sosyal hayata edilgen bir etki söz konusu.

Bunun son örneğini de Recep Tayyip Erdoğan’ın kürtaj yasası ile ilgili açıklamalarının medya ve kamuoyu etkisine rağmen bir şekilde yasa taslağına dönüşme evresine geçmesiyle gözümüzde belirginleştirebiliriz.


Kürtajın yasaklanmasının tamamen insan haklarına aykırı olduğu, “insan haklarına saygılı” ülkeler de ki buna kağıt üzerinde Türkiye’de dahil, bunu tartışmak bile abesle iştigal iken, bu yasağa karşı çıkanların “katil” ilan edilmesi düştüğümüz acınası durumun bir göstergesidir. Bu yasak kadın’ın içindeki, kendine ait bir varlığa devlet tarafından el koyulmasıdır. Halbuki biz devletin vatandaş için var olduğunu öğrenmiştik, vatandaşın devlet için değil.

Bu konuyla ilgili en iyi çıkarımı 1996 yılında George Carlin yapmış aslında. George Carlin dünyada ölümüne üzüldüğüm nadir insanlardan. 16 yıl önce kürtaj hakkında bizim şu an suni gündem olarak tartıştığımız konuya resmen pratik çıkarımlarla dalga geçmiş. Bizim 16 yıl sonra yasa taslağı haline getirip korkutucu bir şekilde din kurallarına uygun bir toplum düzenine doğru atılan adımda sesimizin kısık çıkması, korkuyla bastırılmış bir dikta yaşadığımızın açık bir göstergesi aslında.

Tabi bu yasanın çıkmasından sonra her şeyin bir ip söküğü gibi gelişeceği aşikar. Böylece evlilik dışı ilişkinin önünün kesilmesi, kadına karşı zaten halihazırda var olan sosyal adaletsizliğin katlanarak büyümesi gibi durumların yaşanabileceği aşikar. Yakında kadın erkeğin önünden yürümemeli diye bir kanun çıkarsa şaşırmayan. Çünkü hakları elinden alınırken sessiz kalan toplum, en önemli hakkı olan yaşama hakkına kadar giden süreçte kendisi adına alınan kararlarda kukla olarak kalmaya mahkumdur.

Eğer bu yasa geçerse ileride tecavüzcüsüyle evlenmemek için, sterilden uzak pis bir ortamda çocuklarını düşürmeye çalışan, çöpte daha fazla çocuk olan, ölüm oranlarının arttığı genç kızları daha çok göreceğiz demektir.

Bunlar da ilginizi çekebilir

4 Responses


  • ibrahim yiğit // // Reply

    sitenize ekşi sözlük üzerinden dirk kuyt başlığında verilen bi link üzerinden geldim, derken alttaki “Kürtaj karşıtlığının Türkiye’deki neomuhafazakar yönü” başlığı dikkatimi çekti, kişisel olarak, çok özel durumlar hariç, (down sendromu, annenin yaşamını tehlikeye atan durumlar vs.) ben de rahimdeki ceninin canlıya dönüştükten sonra kürtaj yoluyla alınmasının katillik olduğunu, o çocuğun yaşama hakkının kadının kendi bedeni üzerindeki tercih hakkından daha önemli olduğunu düşünüyorum, ancak ekşi sözlükte bu fikrimi yazdığım zaman anında zamanın ötesindeki yerini aldı, orda yorumların çoğunluğunu ciddiye almıyorum, bir hevesle yazınızı acaba kürtajı savunanlar hangi gerekçeyle savunuyor diye okumak istedim. aslında “Yakında kadın erkeğin önünden yürümemeli diye bir kanun çıkarsa şaşırmaya(a=ı?)n” cümlesine kadar katılmasamda gayet ciddiyetle okudum, ancak asıl olayı bırakıp böyle ucuz peşin hükümlerden medet ummaya başlayınca artık devam etmenin bi anlamı olmadığına karar verdim.
    saygılar.

    • Gözde // // Reply

      sanıyorsun ki kadınlar koşa koşa gidiyor kürtaj yaptırmaya, bu durumdan çok zevk alıyorlar, vücutlarının içinde gelişen canlıyı keyfiyetten, korunmamaktan veya herhangi bir başka sebepten kürtaj yoluyla katlediyorlar? Kürtajın ne kadar vahim bir durum olduğunu BÜTÜN KADINLAR istisnasız biliyor. emin ol hiçbir kadın zorda kalmadıkça, bu yola başvurmaz. Fakat başvurması gerektiğinde de -mesela korunmuştur ama yine hamile kalmıştır, tecavüze uğramıştır veya bir anlık hevesle yaptığı bir hatadır, düşüncesizliktir, ona güzel bir gelecek sağlayamama ve parasızlık derdidir.. 9 ay karnında taşıyorsun, en basitinden işini sonlandırıyor işverenler maaşsız kalıyorsun, kariyer yapıyorsun fakat birden bire başına bir bebek derdi eklenmiştir vs vs vs çok fazla vs- evet arkadaşım, bu yola başvurmak zorunda kalan kadına zaten bütün vücudu stres ve üzüntü içindeyken bir de sen çile çektiriyorsun ve diyorsun ki “hayır, bu çocuk dünyaya gelecek çünkü benim ahlak ve bilmemne değerlerime göre yanlış! etik değil, yasak sana, hepinize!” hele bir de bekar bir kadınsan ve başında tecavüz olmadan (erkek arkadaşınla korunarak veya korunmadan birlikte oldun mesela) böyle bir durum geldiyse sen diyorsun ki “taşıyacaksın bu çocuğu”. Türkiye’de bir KADININ OMZUNA NE KADAR ÇOK YÜK BİNDİRİLDİĞİNİN VE ÖZGÜRLÜK ALANININ SINIRLANDIĞININ FARKINDA DEĞİL MİSİN? Her kadın hamile kalmamak için maksimum çaba ve özeni gösterir zaten, bir de senin kısıtlama yapman demek , kadınların tamamıyla bir sosyal çöküntü ve bunalımlı aile hayatları veya tek kişilk piç damgalı hayatlar demek. acı ama gerçek. Çocuğun yaşama hakkı var elbet ancak bunu sağlamaya çalışırken anneyi resmen istemediği bir çocuğu 9 ay içinde taşımaya zorlamak ne kadar büyük bir hukuksuzluk farkında mısın? Hukuk düzeni “kişileri” korur en başta ve çocuğun her ne kadar yaşama hakkı olsa da o anne karnında bir cenindir sadece ve bir hukuk “kişisi” değildir. Oysa anne bir “kişi” olduğundan öncelikle korunmalıdır. Ben değil dünyadaki bütün hukuk düzenleri söylüyor bunu TR dahil.Yahu sen anneyi BİR DAHA EN KÖTÜ ŞEKİLDE cezalandırıyorsun, TÜRKİYEDE KADINLARIN YETERİNCE CEZA ÇEKTİKLERİ VE HER ZAMAN GERİ PLANDA KALMAK DURUMUNDA KALDIKLARINI GÖZARDI EDEREK!

  • raisondetre // // Reply

    İbrahim bey öncelikle merhaba.
    Sizin olay üzerindeki ciddiyetinize ve samimiyetinize yürekten inanıyorum. Ama “Yakında kadın erkeğin önünden yürümemeli diye bir kanun çıkarsa şaşırmayın” cümlesini ucuz peşin hüküm olarak değerlendirmenize katılmıyorum. Eğer ki bir toplumda insanların aklına, bu fikirler gelebiliyorsa bu olayı çarpıtmaktan çok artık gerçekten de gidişattan korktuklarını ve sahip olduğu haklardan şüphe ettiklerini gösterir. Bir insanın bedeninin içindekine karışabilecek kadar ileriye gidebilen bir toplumun, ileride nerede yürüyeceğine, nasıl davranacağına, nasıl giyineceğine de karışacağını düşünmek hayalcilik mi olur?

  • sahi // // Reply

    Videoda geçen “Muhafazakarlar yaşayan bebekler ister ki, onları ölü askerlere çevirebilsinler” cümlesi aslında herşeyi özetliyor. Yaşam standartlarının bu kadar düşük olduğu, çocukların umarsızca istismar edildiği bir ülkede, doğmamış olanın doğmuş olandan daha fazla önemsenmesi size samimi geliyor mu gerçekten? Lütfen videoyu izlemeden yorum yapmayın.

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.