Can güvenliği güvensizlik olan toplum


Tanıştığı, karşısına çıkan, iş nedeniyle görüştüğü, komşusu, arkadaşı, çekirdek aile dışındaki herkese ki bazen çekirdek aileye de güvenmeyen, güvenemeyen bir toplumdur bu. Her gün yeni birkaç olayla uyanan, kimi zaman bir bomba, kimi zaman yol kesen birileri onun her daim tetikte kılar yaşama iç güdüsünü. Bu yüzden kendini huzurlu, güvende, mutlu ve bir şeyler üretecek derecede rahat bulamaz ki bu sebepledir ki üretemediği için gelişemeyen bir toplumun parçası olur zaten. Ya da en güzeli açar bir tv kanalını kendisini temsil etmek için meclise gönderdiği bir milletvekilinin yerine ne zaman sonra şifresiz yayınlanan bir derbi maçını izler, stres atar, rahatlar.

Bu toplumun vurdumduymazlığa kızmak o yüzden yanlıştır. En fazla güçsüzlüğüne kızabilirsiniz o da kendi gücünüzü sorgulayarak. Bir ülkede o ülkenin en korunan, en göz önünde, en yetkin kişilerinden biri kaçırılabiliyor, o ülkede Eski Foça gibi arındırılmış tatil cenneti ve kendinizi ülke sorunlardan men etmiş şekilde gittiğiniz bir yerde dahi çatışma çıkabiliyorsa o insana kızamazsınız. Sadece yaşamak istiyordur.

Başbakan da bunu “böyle olayları bekliyorduk.” diyerek teyit etmiş zaten. Yarın bu Ortaköy, Etiler, Bebek gibi yerlerde bile bir bomba ile de vuku gösterebilir demek. O yüzden bırakın insanlar yaşamaları mucize olduğu bu topraklarda bugünün keyfini çıkarsın. Pkk istediğini başardı artık. Yarın için kimse can güvenliğinden emin değil. Basiretsiz yönetimler sayesinde istediklerini alacaklar. Daha milletvekilini koruyamayan, doğusuna askersiz gitmenin tehlikeli olduğunu ve bu yüzden hata olduğu söyleyerek bunu bir savunma olarak kullanabilen görevlilerin olduğu ülkede zaten iç savaş çıkmış demektir, kendimizi kandırmayalım. 

Hüseyin Aygün serbest bırakıldığı beklenildiği gibi;

Hüseyin Aygün’ün açıklamasını izleyince bu sorunu yeni Chp’nin çözeceğini daha iyi anladım. Faşist Chp’den demokrat Chp’ye geçilen şu günlerde sosyalist kesimin önemli bir rolü olacak bu durumda. Muhafazakar ve ırkçı kesim hiçbir zaman Kürtleri anlayamacaktır, anlayamaz da. İnsana değeri ırkına göre veren bir ideoloji savaşı sonlandıramaz. Bu yüzden insan haklarına değer veren sosyalist kesim bu sorunda önemli bir rol oynamalı. 78 kuşağında faşistlere karşı beraber savaşmış iki millet 2000’lerde insan haklarına tecavüz edip, insana değer vermeyen kişilere karşı da savaşabilir. Zaten Chp Kürt sorunu için ayrıntılı bir raporu yakında açıklayacakmış olması gereken gibi. Tabi ki silahı bir kenara bırakarak artık. Çünkü insan öldürmek kendine demokrat diyen kimseye yakışmayacak kadar adi bir eylemdir.

Sokak ortasında üzerine sandalye ile koştu diye 5 metreden bir adamı ayağından vurduktan sonra keyfi olarak göğüs tarafından da vurup öldüren ve sonra reis tavırlarla gezen vatandaşını korumakla yükümlü güvenlik güçlerinin olduğu bir ülkede o toplumun parçası insan akli dengesini yitirmediği ve intihar etmediği için bile aslında takdiri hak ediyordur. Kendi haklarını savunmadığı, komşu ülkesi Yunanistan gibi bir insana yapılan en ufak müdahale veya durumda protesto yapmadığı için komşusunun hükümetleri gibi geri adım atmaya tenezzül eden bir hükümet bulamaz karşısında. Neden gerek olsun ki; dünya üzerindeki en önemli hak olan yaşama hakkı elinden alınıp karşılık vermeyen bir halksa yönettiğin, kim bir düzenlemeye gider ki? “Hak verilmez alınır.” sözü hep haklı çıkmak zorunda mı?

Şiddete başvurmadan protesto etmenin, harçsız eğitim istemenin, asgari ücrete zam ve daha sayamadığım nice toplumsal gösterinin bile suç sayıldığı bir ülkede hak kelimesini kullanmak da yakında sansürlenir ve bizde anlamını yavaş yavaş unuturuz. Ölüm kelimesinin bu coğrafyada kullanımına ters orantılı olarak…

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.