Ezeli rekabet-Ebedi Dostluk


Artık 3 büyükler için unutulan bir kavram olmaktan öteye gidemiyor. Son günlerde Nihat Özdemir’in Fikret Orman’a Beşiktaş’ın maçlarını Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynaması için teklif götürdüğü söylenmekte. Bir Beşiktaşlı olarak gayet olumlu bulduğum bir haber. Türk Telekom Arena gibi, Seyrantepe’nin en ücra köşesinde, Beşiktaş’tan çıkınca taksim’e gidip metroya binmek dışındaki tek çıkışın, Balmumcu’dan itibaren Levent-4.Levent istikameti gibi İstanbul’un çoğu zaman en yoğun yolu dışında gidiş imkanı olmaması gibi sebepler Kadıköy’ü daha çekici ve mantıklı kılan. Aynı zamanda son zamanlarda nedense Fenerbahçe’nin Galatasaray’dan daha samimi gelmesi.    

Rekabet-kin

Bugün oynanan Galatasaray Fenerbahçe arasındaki Süper kupa maçına gelirsek; 

Türkiye’de futbolun nasıl vahşice, iğrenç, insanlıktan uzak oynandığını ve bunun artık nasıl kanıksandığını engin baytar sayesinde gösteren maç olmuştur. Dünya çapında bir hakeme kendisini nasıl biri olarak görüyorsa artık hayvanca saldıran, sokak kavgalarındaki yamuk yumuk ağız hareketlerini yapan ve iki karşı takımdan futbolcu kavga edince bunu 10 kere gösteren tv bozuntusunun 2 kere anca verip geçiştirirken, spiker ve yanında yorumcuk insanın da tek kelime laf çıkmaması rezilliğin göstergesidir. Bir de ebedi dostluktan bahsederiz.

Aslında 3 büyüklerden bir kulübün zor durumda olduğunda, diğerinin son 10 seneye kadar karşılık beklemeden, bunun lafını dahini etmeden birbirine yardım ettiği nice örnekler var. Aynı stadda yıllarca oynamış kulüplerden bahsediyoruz sonuçta. Peki artık yapılan, yapılmak istenen en ufak bir yardımın dahi direk çıkar anlayışına “Beşiktaş’tan Galatasaray maçına teşvik olarak istemişlerdir ehe” tarzı andalvari bir yaklaşıma beyinlerin çalışması neden? Sanırım bunu son 10 senede futbolu bir “kin, nefret atma” aracı olmaya doğru teşvik eden spor camiasının başındakilere sormalı.
Beşiktaş

Bunlar da ilginizi çekebilir

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.