Emekçi Kadınlar Günü


8-mart-dunya-emekci-kadinlar-gunu-kutlu-olsun

Bugün ülkemizde yılda 200’den fazla kadın şiddet sonucu ölüyor. Kayıtlı olan verilere göre kadınların %39’u şiddet görüyor. Bunların bir kısmı bu acı durum karşısında daha fazla dayanamayıp intihar ediyor. Kayıt dışı verileri düşünmek bile insanı ürperten bir ülkede kadın dendiği zaman akla gelen genel tanımın; sahiplenilecek başkaldırırsa hizaya çekilecek, söz sahibi olmayan canlı olması(yemek seçimi ve dekorasyon dışında) değiştirmemiz gereken en büyük ayıbımızdır. Yıllar geçip ülkedeki ana dinamikler değişse dahi bu durumun değişmemesine ithafen babamın 2002 yılında yazdığı makaleyi paylaşmak istiyorum: 

8-March-International-Womens-Day-8-Mart-2012-Dünya-Kadınlar-Günü-8-Mart-Dünya-Kadınlar-Günü-Tarihçesi-8-Mart-Dünya-Kadınlar-Günü-085934

   Toplumsal bir varlık olan insanın iki cinsinden biri olan kadın sayısal olarak nüfusun yarısını oluşturduğu dünyada yaşamın paylaşılmasında, üretilmesinde, nimetlerinden yararlanılmasında aynı oranda temsil edilebiliyor mu? Hemen herkesin düşünmeden hayır yanıtını verdiği bu soruya nedenleri konusunda kadınlar veya erkekler ne kadar düşünüyorlar? Bu konuda son iki yüz yılda dünyada bir çok görüş ortaya atılmış kadının fiziksel güçsüzlüğünden, doğurganlığından, annelik duygusundan gibi düşüncelerin yanında en objektif ve temel görüş kadının geri kalmışlığı, hayatın üretilmesinde aldıkları rolle ilgili olduğuna dair tez ağırlığı konulmaktadır.

8 mart'ta kadın

       Bunu biraz açarsak doğada kendi ihtiyacından başka artı değer yaratabilen doğa yasalarını tanıyıp o yasalara hakim olayı, doğayı değiştirip dönüştürme yetisine sahip tek canlı insan bu üretimi yaparken kendi ihtiyacından fazla üretme sürecinde özel mülkiyeti ortaya çıkarmış, bu mülkiyete sahip olanın diğerlerine hükmetme imkanı doğmuştur.  Bunu somutlaştırmak için tapu dairelerinde özel mülkiyetin yüzde kaçı erkeklerin üzerine ve bu oran kadınlarda ne kadar göz gezdirmemiz yetecektir. Çok yalın ve basit gibi görünse de insan ve toplum ilişkilerini belirleyen yaşama ve üretim güdüsüdür. Bu ilişkileri kurarken yaratmış olduğu tüm değerler üst yapı kurumları var olan bu hakimiyet ilişkilerini sürdürme üzerine kurulmuştur. Egemen olan üretim güçlerini elinde bulunduran bu hakimiyetini kaybetmemek için egemenliğinin tüm üst yapı kurumlarını kendi var oluşunu korumak için yaratır. Ahlak, din, sanat, hukuk, edebiyat bunun gibi tüm değerleri kendi egemenliğini devam ettirmek için oluşturur. Fakat doğada her şeyin bir karşıtı olduğu için bu değerlerin karşısında muhalif oluşumlar her zaman var olmuş, insanın iktidar ve kendi olma mücadelesi bugüne gelmiştir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bu sürecin neresindedir? Ülkemizde bu yirmi senedir her şeyin içi boşaltılıp sulandırıldığı için Kadınlar Günü de bu paralel de magazin malzemesi televole konusuna dönüştürmede ki başarı küçümsenemeyecek kadar mesafe almıştır. Oysa 8 Mart’ın tarihinde, kadın emeği, kadın ezilmişliği ve bu değerlere sahip çıkan kadın-erkek ortak mücadelesi vardır. 

8 mart kadınlar günü tarihi

      1800’lü yıllarda vahşi kapitalizmin hiçbir kural tanımadığı dönemde Amerika’da kadınların 13-15 saat çalıştırılması bu uygulamaya baş kaldıran fabrika işçilerinin grev yapması, 8 Mart 1957’de birçok kadın işçinin barikatlarda ölmesiyle sonuçlanmıştır. O yıldan sonra her 8 Mart’ta emekçi kadınlar o günün anısına kadınların eşit hakları, birlik dayanışma günü olarak anılmaya başlanmıştır. Bu sürecin yayılmasında 1908 yılında Danimarka’da yapılan sosyalist enternasyonal toplantısında delege Clara Zetgin’in 8 Mart’ı Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak anılmasıyla zenginleşerek devam etmiştir. Ülkemizde kadın hakları 1920 devriminin etkisiyle Cumhuriyet kadroları tarafından kadının öz mücadelesi olmadan tepeden inme verilmiş. Devrimin baskı ve şiddet koşulları ortadan kalkınca toplumsal süreç doğal akışına girince yukarıdan verilen ve içselleştirilmeden alınan haklar zaman içinde erimiştir. 1934 yılında kadına verilen seçme ve seçilme hakkı o yıllarda Avrupa’nın birçok ülkesinde yokken bugün TBMM’nde kadın milletvekili oranı %14.2 iken Uganda’da %17.4, Güney Afrika’da %25, İsveç’te %40’tır. 

kadınlar günü geçmişi

   Bu oranlar da göstermektedir ki toplumun yarısını oluşturan kadın mecliste %14.2 oranında temsil edilmektedir. Bu tabloyu değiştirmek kadını toplumsal yaşamın içine katmaktan geçer. Dünyada gelir dağılımı dengesizliği, yoksulluk ve yozlaşma açısından ilk üç sırayı kimseye kaptırmamamızın nedeni bu tablodan anlaşılmaktadır. Kadının kurtuluşu toplumun genel anlamda erkekle birlikte ortak kuruluşun da görünse de Nazım’ın şiiriyle yazıyı sonlandırmak en doğrusu sanırım. 

VE AÇSAK YORGUNSAK

ALKAN İÇİNDEYSEK EĞER

VE HALA ŞARABIMIZI VERMEK İÇİN

ÜZÜM GİBİ EZİLİYORSAK

KABAHAT SENİN DEMEYE

DİLİM VARMIYOR AMA

KABAHATİN ÇOĞU SENİN

CANIM KARDEŞİM

Sabri Kaçmaz

Bu yazı 8 Mart 2002 yılında yazılmıştır. Maalesef ki tek değişen şeyin yüzümüzdeki kırışıklıklar olduğu düşünüldüğünde tekrar yayınlamakta sakınca görmedim.  Sevgiyle kalın…

Bunlar da ilginizi çekebilir

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.