Beşiktaş’ta yaşananların diğer yüzü


Bu yazının hiçbir kurum ve kuruluşla ilgisi yok demek isterdim. Ama Beşiktaş’ın yıllardır içinde bulunan ismini ve mevkisini vermek istemediğim yakın bir akrabamın benim gibi yıllardır Beşiktaş’a maddi ve manevini kendini adamış birinin yüzündeki o mücadele hırsını gördüğünde açıklama gereği duydu sanırım. Tek isteği eğer bunları bir yerde yazacaksam bahsi geçen kişilerin adının geçmemesi idi ve buna saygı duyacağım. 



Fikret Orman’ın gelişiyle yıllardır gitmesini dört gözle beklediğimiz Yıldırım Demirören’in başkanlıktan ayrılması benim gibi birçok Beşiktaşlı için değerlerin olduğu bir geçmişe geri dönüş, kulübün yine Kolej Takımı hüviyetine bürünmesi arzularını ateşlemişti. Sonrasında gelecek olan kemer sıkma politikaları hepimizin beklediği bir durumdu. Yalnız bu kemer sıkma politikalarının yapılış ve uygulanış biçimi giderleri sıkmaktan ziyade Beşiktaş’ı sıradanlaştıracak adımlar, Basketbol şubesinin Beşiktaş tarihinin en önemli başarısından sonra bile korunamaması, Beşiktaş Erkek Voleybol şubesinin kapatılması, Futbolda ise o bildiğimiz futbolcularının satılacaksa bile değerini düşürecek acemice hatalar.

İlk başta Beşiktaş Erkek Voleybol şubesiyle başlayalım. Burada o ortamdaki en etkili kişilerden birinin yaşadıklarını aynen aktarıyorum:

“Biz geçen sene 2. ligden, 1. lige çıkarken 300 bin tl ile yola koyulduk.  Bu kadar cüzi bir miktar ile başarılı olmayı bırakın, ligde tutunabilmemizin sebebi sporcularımızın çoğunun alt yapıdan yetişmiş olmalırıydı. Bunların arasında 2 bin tl’den fazla maaş alan yoktu. Müsabakalar için yapılan yolculuklar zaten bu paranın yarısını karşılıyordu. Çoğu sorumlu maddi ve manevi kulüp ve sporcular için feragat etti. Tabi ki bunlar spor kulüplerinde yaşanabilen olağan durumlar. Ama bu mücadeleyi vermiş bir takımı bir sene boyunca dondurmak demek, hem onların bunca emeğine haksızlık, hem de bir sene sonra bu takımı yerinde bulamamak demektir. “

Bir diğer yaşanan durum ise Voleybol altyapısının yıllık masrafı 40 bin tl iken kapatılmak istendiğinin ancak verilen uğraşlar sonucunda yönetimin ikna edilebildiği durumu.  Bir kulüp başkanı 500 bin tl ile toptan görülebilecek bir mevzuatı eğer çevresinden bulamıyor veyahut diğer branşlardan aktarma, benzeri bir çalışmaya girişmek gibi çözümler üretemiyorsa en hafif tabirle acemilik had safhada denilebilir.

Beşiktaş Basketbol Şubesi’nin en başarılı sezonunda sponsor bulamama konusuna gelelim. Beşiktaş şampiyon olduktan sonra Fikret Orman tekrar Milangaz ile anlaşmak için Erdoğan Demirören ile iletişime geçmek istiyor.  Buraya kadar her şey normal, sorun bu isteğin Beşiktaş Divan Kurulu Başkanı Yalçın Karadeniz’den istemesi.  Sebep ise “Onla görüşmek istememesi” imiş. Görüşmek dahi istemediği bir kişiyle sponsorluk anlaşması yapma mecburiyetinde kalıp başka çare bulamamak acınası bir durum olsa gerek. Bir Beşiktaş Başkanı’nın kendi veya yönetim aracılığıyla değil de başka bir vasıta ile sponsorluk görüşmesi yapması trajikomik bir durum olsa gerek. Erdoğan Demirören de zaten başka sebepten de istemediği bu talebi kabul etmiyor.

Çarşı grubu ile de ilginç bir olay yaşanıyor. Yine Beşiktaş içerisinden birisi Fikret Orman’a “Çarşı ile bir görüşme yapıp taraftarla birlikte bir birlik yaratacak proje başlatalım.” önerisi getiriyor. Fikret Orman ise” Ayak bağı olmasınlar yeter” tarzında bir cevap veriyor. Bunun üzerine 2 hafta sonra Çarşı liderlerinden biriyle karşılaşan aynı kişi “Fikret Orman’ın size karşı önyargıları var onları kırmaya çalışın” dediğinde cevap ise durumun ne kadar profesyonellik dışı yönetildiğinin bir diğer göstergesi: “Abi biz geçen Fikret Orman’ın çağrısı üzerine birlikte yemek yedik.”

Ricardo Queresma ve Egemen Korkmaz olaylarının da iç yüzü bir o kadar vahim. Egemen Korkmaz için bir gazeteci ile görüşmesinde o aralar daha kalıp kalmayacağı belirsiz olduğu için gazeticinin “Egemen Korkmaz gitmeyi düşünüyormuş doğru mu?” sorusuna “Cehenneme kadar yolu var” demesi. Bunu haber alan Egemen Korkmaz ise hiçbir indireme girmeden görüşmeleri kitleyip Fenerbahçe ile anlaşmış. Ricardo Queresma ve diğer yabancılar ise Fikret Orman’ın görev geldiği gibi yaptığı röportajda “Onlar Beşiktaş’ın çocuğu değiller” diye gayet amatörce bir açıklama ile futbolcular ile daha başlamadan ilişkisini kesmiş olması. Bunun üzerine yabancı futbolcular kulübe ihtar vererek tepkilerini göstermiş. Sonrasında apar topar hesaplarına 200 biner yatırılmak zorunda kalınmış. Belki yıllardır bu göreve gelmek isteyen birinin heyecandan yaptığı hatalar diyebiliriz lakin kulüp için şu an gidecek 1 kuruş bile değerliyken ve siz bunun için Voleybol şubesinin 300 bin tl gideri için kapatabilirken Futbol Şubesinde böyle milyonlarca liralık hatalar yapmanız kabul edilemezdir.

Benim için asıl önemli olayı ise sona yazmayı uygun buldum. Son zamanlarda Murat Aksu’nun Fikret Orman’ı yönlendirdiği ve icraatlarda parmağı olduğu kendisinden fikir alındığı konuşuluyor. Hatta Beşiktaş’a üye olma ücretinin 2000 Türk Lirası’ndan 1200’e kadar düşürülmesinin sebebi Murat Aksu’nun Diyarbakırlı iş adamı arkadaşı Muzaffer Nasıroğlu’nun bin kişiyi üye yapmak için başvurmayı düşünmesi ve bu yüzden Murat Aksu’nun rica etmesiyle vuku bulmuş. Muzaffer Nasıroğlu’nun 21 Mart 2012’de Beşiktaş Yönetimi’nde olmaktan vazgeçmiş olması ise olayı git gide ilginçleştiriyor. İleride olası bir kongrede Murat Aksu’nun elini güçlendirecek bir hamle olduğu aşikar.

Umarım şu anki olağan sorunlarla birlikte üstüne yapılan acemice yanlışlar Beşiktaş’ı daha da kötü bir çıkmaza sürüklemez. Sanırım bu süreçte her Beşiktaşlıya düşen görev süreci olabildiğince sorgulayarak takip etmek.

Not: Bazı insanlar tarafından “Savunduğu şeylerinin yarısının dayanağı yok, kaynak yok.” tarzı yorumlar yapılmış sosyal medyada. Dayanak olarak kasıtları ne gerçekten merak ediyorum, yazıda her şeyi olabildiğince detaylı açıklamama rağmen bunun söylenmesi kelime anlamını doğru kullanmaları konusunda beni şüpheye düşürdü. Kimisi ajan demiş, kimisi dışarıya malzeme vermeyelim. Beşiktaş bu hegemonya yüzünden 8 yıl bir kapalı kutu olmadı mı zaten? Tabi ki gerçeklik payına inanmak herkesin kendi düşüncesidir.  Yazıda ismi geçen şahısları Beşiktaş’ta bulmak veyahut ulaşmak mucizevi bir şey değil, isteyen bu kişilere sorabilir. Hayal ürününü maddi ve manevi hayatını adadığım bir kulübe yapmak öncelikle kendime ihanet olurdu.

Muzaffer Nasiroglu için ise Fikret Orman ile taban tabana zıt veyahut kavgalı diye bir iddiada bulunmadım zaten. Zaten şu an da Fikret Orman için küçük çaplı maliyetleri yine aynı isim veriyor. Ama bu Murat Aksu için alttan alta çalıştığı gerçeğini de değiştirmiyor. Aynen Cem Bilge ve Adnan Dalgakıran’ında yönetimde bulunup taban tabana zıt olmaması gibi. Düşük üyelik ücretli üyeliğe ise baştan Fikret Orman’ın karşı çıktığı biliniyor. Bu teklif yönetim içinden gelse de bu fikrin dışarıdan iletildiği gerçeğini de değiştirmez.

Madem bu kadar iyi bir Beşiktaşlı Muzaffer Nasıroğlu niye yönetime girmiyor? Madem tek amacı Beşiktaş’a hizmetse niye Erkek Voleybol Şubesi’nin kapatılmasına göz yumuldu? Bunları da sorgulamak gerekir diye düşünüyorum düz bakmadan önce. Her şey Beşiktaş içinse hiçbir şey kapalı kapılar ardında kalmamalı.

Son olay: Bu seneki yönetimi ilk defa şaka, ironi yapmadan Yıldırım Demirören’i aratan konuma gelmiştir. Sezonun başında sen ne akla, ne vicdana, ne insanlığa sığacak bir karar alıp transfer dönemi kapandıktan sonra o oyuncuları gidecek bir yeri yokken Beşiktaş Basketbol Kadınlar Şubesi’ni kapatırsın? Kızlar antremandan çıktıktan sonra şok olmuş bir şekilde ligden çekildik demek hangi haysiyete sığar? Ben demiştim demek istemiyorum ama, önceden görülüyordu ipin ucu ama bu kadar batacağını tahmin edemedim.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir

2 Responses


  • raisondetre // // Reply

    Merhabalar;
    Muzaffer Nasiroglu için Fikret Orman ile taban tabana zıt veyahut kavgalı diye bir iddiada bulunmadım zaten. Zaten şu an da Fikret Orman için küçük çaplı maliyetleri yine aynı isim veriyor. Ama bu Murat Aksu için alttan alta çalıştığı gerçeğini de değiştirmiyor. Aynen Cem Bilge ve Adnan Dalgakıran’ında yönetimde bulunup taban tabana zıt olmaması gibi. Düşük üyelik ücretli üyeliğe ise baştan Fikret Orman’ın karşı çıktığı biliniyor. Bu teklif yönetim içinden gelse de bu fikrin dışarıdan iletildiği gerçeğini de değiştirmez.

    Madem bu kadar iyi bir Beşiktaşlı Muzaffer Nasıroğlu niye yönetime girmiyor? Madem tek amacı Beşiktaş’a hizmetse niye Erkek Voleybol Şubesi’nin kapatılmasına göz yumuldu? Bunları da sorgulamak gerekir diye düşünüyorum düz bakmadan önce. Her şey Beşiktaş içinse hiçbir şey kapalı kapılar ardında kalmamalı.

  • Duygu // // Reply

    Beşiktaş’ın amatör branşlarının herhangi bir futbol oyuncusu kadar değerinin olmadığının göstergesi. Yazıklar olsun Olcay Şahan denen adama verilen paraya. Bu kulüp zamanında Ekrem Dağ’ları, Tabata’ları, Ferrari’leri doyurdu. Amatör branşlara gelince kuruş koklatmama mantığı, benzersiz bir futbol kulübü olma yolunda emin adımlarla ilerletiyor bizi (!)

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.