10 Kasım ve Atatürk


Aslında bloğumda siyasi konulara, içi boş tek düze televizyon ve gazetelerde fazlasıyla bulanabilecek tartışmalardan bunaldığım ve bunaldığınız için ne kadar uzak kalmaya çalışsam da bugün 10 Kasım ve gözümde topluma insanca yaşaması için devrim yapmış zamanının yalnız şimdinin toplumun atası olan bir adamın hayata gözlerini yumduğu, fikirlerinin ebedi olduğu gün. 

Bugün sorgulamanın günah, itaat etmenin kul olmanın zaruri, düşünmenin yasak olduğu bir topluluğu düşünen, sorgulayan, dogmalara karşı bilime ve gelişime açık bir nesil yaratmak amacıyla hayatını harcamış bir adamın gözünün açık gitmediği gün.

Mustafa Kemal Atatürk; benim gözümde bütün dogmalara, sorgulamadan kabullenmeye, bilmeden peşinden gitmeye karşı bir devrimci. Putlara karşı bir adamı da ne yazık ki putlaştırmaya çalışıp yaratmaya çalıştığı bilinci ister istemez öteleyerek içini boşaltan bir güruh da yok değil maalesef  “Bugün günlerden kim daha Kemalist?” oyununu oynayan. Aynı zamanda geri kalan 364 gün de “Bakalım kim daha mufazakar?” gününe yelken açanlar da var tamamen kendine gelişime kapatmış bu iki kesimin aslında gelişmeye açıklığı pek farklı değil.

1980 askeri darbesinden sonra yaratılan ezberci, moron, tekdüze, putperest bir gençlikten, kafası uhrevi olaylarla donanmış, mini eteği seks teklifi sanan, kadını ezen sonrasında da kadınsızlıktan sapıtan, kul olmak için can atan bir nesile geçiliyor. Olay aslında ne Atatürk, ne de yobazlık. Olay insanlarla insanca en azından insanlığa yakışır bir biçimde yaşamayı öğrenebilmek bizim devlet için değil devletin bizim için var olduğunu idrak edebildiğimiz bir dünyada. Mustafa Kemal de o yolu açmıştı zaten, tabi ki devamı böyle önemli günlerde boş facebook profil değişimleriyle gelsin istemedi ama 600 yıl önceki kul köle toplumundan kurtardığı bir toplumun yine karanlığa bürünmesini de istemedi. O aslında böyle günlerde kendimizi adadığımız gelişimin ürünlerini istedi belki bizden. Dünyaya mal olmuş makinelerimizi, projelerimizi, romanlarımızı, şiirlerimizi ve kimseye bağımlı olmadan halkın kredilere boğulmadan kendi başına yetebildiği bir ülkeyi. Çok mu zordu? Onun elinden gelen kolaylığı sağladığı düzlemde hayır. Çok mu zordu? Evet, 600 yıl kul olarak yaşamış bir toplumun zincirlerini kırması için bir 80 yıl daha gerek sanırım. Çünkü o kadar güçlü olmadığımızı gösterdik.

Demokrasiyi, haklarımızı, özgürlüğümüzü özümseyebildiğimiz en önemlisi de kendimizin ne kadar önemli olduğunu sindirebildiğimiz, aşağılık kompleksini yendiğimiz ve başarmak için inanmanın gerekliliğini yeniden anlayabileceğimiz 10 Kasım’lara. O zaman Atatürk’ün huzuruna göğsümüzü gere gere çıkmak dileğiyle…

Bunlar da ilginizi çekebilir

Gitmeden yorumunuzu bırakın.


Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.